14 Temmuz 2011 Perşembe

s*ktiğimin sol teli






Önce sol teline vurdu…misisolrelaminin solüydü vurduğu. Sol teli her zaman işleri yoluna koyardı ne de olsa. İşleri yoluna koyacak bir şeyler söylerdi siktiğimin sol teli. Bekledi… telin çıkardığı tınının hayatını daha güzel kılmasını diledi. Dünyanın bir ucundaydı. Ayakları okyanusun göğüslerinin arasındaydı ve okyanusun çok çekici göğüsleri vardı…

Sol teli türlü kıvrımlardan, dar sokaklardan, dumanlı odalardan, tuvalet kokulu arka bahçelerden, aldatılmalar ve aldatmalardan, kanlı tükürüklerden, şişmiş dudaklardan ve kötü kokan iç çamaşırlarından oluşan hayatın içinde titredi uzun bir süre. Ağır aksak yürüdü. Hiç konuşmadı ama. Sadece yürüdü ve titremeye devam etti. Uzun zamandır yatıştırıcı almamış bir deli, çok üşümüş bir evsiz, sevgilisinden yeni ayrılmış üzgün bir bağımlı, midesi sürekli ağrıyan ağlamaklı bir şair gibi titredi. Sol teli titredi mi gerçekten bir sorun var demekti. Belki de sol teli gerçekten de bir teldi. Dikenli bir teldi sol. Kaçmaya çalışırken sizi kıçınızdan yakalayan, uzaklaşmamanız için dudaklarınızı parçalayan ve kanınızla beslenen bir asalaktı.

“Düşünsene,” dedi sol teli. “Dünya sen olmadan var olamaz. Sensiz bir dünya aslında olmayan bir dünyadır demek istiyorum yani. Hayat senin göz kapaklarının arasında, kirpiklerinin bitim noktasındadır. Her şey sen nefes aldığın sürece vardır. Sen gözlerini kapattığında dünyanın hâlâ nefes aldığını sana kim söyleyebilir ki?”

Sol teli ağır konuşurdu. Yaşamın içindeki düzenbazlıklardan, sürekli akan çatılardan, tıkanan tuvaletlerden, sarhoş olup kavga çıkaran ahmaklardan, dayak atmaktan hoşlanan şehir ışıklarından, radyonun içindeki büyülü kadınlardan ve bitmeyen savaşlardan bahsederdi. Sol teli gerçeklerden bahseder ve titrediği zamanlarda hiç yalan söylemezdi.

Dünyanın kirpiklerinin arasında olduğu düşüncesi az da olda içini rahatlatmıştı. Gözlerini kapayıp dünyanın ölmesini izledi, yoksa kendini öldürecekti. Sonra gözlerini açtı ve dünya tekrar doğdu bir şekilde. Hiç yaşlanmamış ve hiç gençleşmemişti dünya doğduğunda. Mutlu oldu. Gülümsedi. Sol teli ağır konuşmuştu, konuşurken titremiş ve tükürüklerini okyanusun göğüslerinin arasında püskürtmüştü, dikenli çıkıntılarıyla kumsalın bacaklarını kesmişti belki ama yine de doğruydu söyledikleri. Dünya onundu. O öldüğünde dünya da yok olacaktı! O halde kendisini dünyanın bir ucundaki kumsala gömmesinin ne anlamı vardı ki? Tüm dünyanın ölümünü izleyecek kadar titreşime sahip olmadığını düşündü. Dünyanın en doğusunda başlayan ve en batısında sona eren kirpiklerini sonuna kadar açtı ve sol teline tekrar dokundu; misisolrelaminin sol teline. İşler şimdilik yolundaydı, herkes hayattaydı…

Dünyanın bir ucundaki kumsalda oturup okyanusunun 96 numara göğüslerini dikizleyen adama ithaf edilmiştir.

şunu da belirtmeden geçmemek lazım. Alice in Chains ne güzeldir ya!

öperim hepinizi...
görsel

8 yorum:

İsmini Vermek İstemeyen Seyirci dedi ki...

Dünya kirpiklerin arasında.. Çok çok sevdim.
Ayrıca Alice in Chains. Fena.

Aydedeye havlayan dedi ki...

fana ki ne fena! antalya'daki böcekleri evcilleştirmek için ders almaya başladım bu arada. 1 aya mezunum hiç dert etme.

İsmini Vermek İstemeyen Seyirci dedi ki...

Sana güvenebileceğimi biliyordum :*

K.C.S. dedi ki...

Play tuşuna bastım ve çıktım yola. Sol teli ile tanıştım. Yani ben onu gördüğümde kendi kendine konuşuyordu fakat gördüm, tanıştık sayılır işte. Kirpiklerini kapadı... Kirpiklerini açtı... Bu kapatış ve açışta bir çok mana yükledi o kirpiklerinin ucuna. Gördüm, algıladım. Algıladıklarım çikolata tadında dağıldı dimağımda...
Sevdim ben bunu (:

Aydedeye havlayan dedi ki...

:)) hmmm ortada çikolata tadı varsa işler yolunda demekir ;)

Fakru Zaruret dedi ki...

Eline sağlık, çok keyifli olmuş. Alice in Chains canandır gerçekten de.

Aydedeye havlayan dedi ki...

sağ ol fakrucum. candır canandır diyelim, evet.

jolomtukuru dedi ki...

ah aydedeye havlayan, sol telinin titreşimi hücrelerime işledi. ölüm geldiğinde dünya bir rüya misali gibi midir, uyanıyorsun rüyada yaşadıkların suya yazılmış gibi bulanık, silik senden uzak... velhasılı kelam bilinmeyene adım atıyorsun tesellisi de bilineni kaybetmekten iyi olması.

Bunu sevdiyseniz aşağıdakilere bitersiniz!

Related Posts with Thumbnails