22 Nisan 2011 Cuma

Hepimiz Arzu'yu seviyoruuuuzzz ullleeeeen!!




“Abi, Kaan’ın evlenebilme ihtimalinin olduğunu hiç düşünmemiştim! Hadi sen evlendin Kaan, hadi bi katakulliye geldin ve evlendin abi. Peki ya sen Arzu? Sen nasıl evlendin be kızım? Sonsuz evrende dolanan, evlenebilme ihtimalleri hiç olmayan iki insanın birbirini bulup evlenmesi nedir peki? Kozmik şakacı bana yaptığın bu bitmez oyunlar yüzünden bi gün gerçekten fena bozuşacağız haberin olsun!” dedi Cenk ve elindeki Voktayı fondipleyiverdi.
“Ver abi bi votka daha ver lütfen,” dedi sonra garsona tükürükler saçarak.

Kaan ve Arzu’nun evlendikleri akşam saçma olaylar yaşanacağını adım gibi biliyordum ve o aptal kişi olmak istemediğimden gerekli tüm önlemleri kendimce almıştım. *İçki içmeden önce düğün yemeğinden fazlasıyla yemiştim. Aç karnına içmek insanı %34 daha fazla çarpıyordu. Hatta yanımda oturan amca dansa kalktığında, tırtıklamak suretiyle adamın yemeğine de musallat olmuştum. *O gece çok içki içeceğimi biliyordum. İşte bu yüzden içmeden önce zeytinyağı damlatılmış ayran içmeyi ihmal etmemiştim. Artık asla kusmayacaktım. *Arzu’yu karşımda gördüğümde konuşma kabiliyetimi kaybetmemek için yanıma bol bol ahududulu sakız almıştım. Hatta yemekte bile ara sıra çıkarıp çiğniyordum. Bilmeyenler için söylüyorum: ahududu esansı kendine güveni arttırır ve sakız çiğnemek çene kaslarını çalıştırdığından, insana saatlerdir konuşuyor hissi vererek, gerekli sosyalliği sağlamış olur. *Sinirlerime hakim olmak için sigara içmiştim. Sigara insanı sakinleştirir hafif dozlu hülyalara gark ettirir.

Etrafa şöyle bi baktım. Kır düğünüydü. Salak çocuklar etrafta koşuşturuyor, fotoğrafçılar flaşlarını patlatıyor, hanımlar beyler içkilerini içip muhabbet ediyor, geniş çim alanın üzerindeki grup yavaş yavaş müziklerini icra ediyordu. Cenk, Ahmet, Burak, Murat, Recai ve ben; yani Arzu’nun eski sevgilileri İtalyan mafyası şeklinde tasarlanmış takım elbiselerimizle gerçekten çok aptal görünüyorduk. Davetliler bize gülümseyerek geçiyor, bize birkaç gün önce güzel gibi gelen bu fikir, bu gülüşler nedeniyle artık pek de mantıklı gelmiyordu. Takım elbiselerin arasında terleyen sahte don corleone'lerdik ve kimse üzerinde bi ağırlığımız yoktu ne yazık ki.

“Ben Arzu’yu hâlâ seviyorum abi,” diyen ilk kim olacak diye düşünürken Cenk bombayı patlattı ve aynen bunları söyledi. Gözleri yaşarmıştı ve gerçekten çok aptal görünüyordu. Ahmet de kendini tutamadı ve 20li yaşlarda beline kadar uzanan saçlarıyla çok prim yapan halinden eser kalmamasına rağmen o da aşkını itiraf etti. Burak biraz sinirliydi. Arzu’nun hiçbir zaman evlenmeyecek gibi duran o asi yapısını, o muhteşem karizmasını nasıl yitirdiğini düşünüyordu. Ama o da itirafta bulundu. Recai geçen sene evlenip aynı sene boşanmasına rağmen o da itiraf etti. Bi tek ben kalmıştım itiraf etmeyen. Belki yukarda yazdığım önlemler belki de içtiğim onca votkadan mı bilmem söyleyemedim o an. 5 kaybeden adam bana ısrarla bakıyor ve “evet, hadi abi söyle. Bilmediğimiz bi şey değil, hadi,” diyordu. Dayanamadım ve söyledim. Hepsi içkilerini havaya kaldırdı ve ismimi haykırdılar. Sanki bendim mna koyayım Arzu’yla evlenen. Ya da sanki onlardı eski aşklarını tekrar kazanan. Hayır onlar kaybedenler kulübüne bi salak daha katıldığı için kendi salaklıklarından bir parça eksildiğini düşünüyorlardı. Ama tabii ki gerçek gerçekti. Hepimiz kocaman gerizekalılardık! Hiçbirimiz Arzu’yu elinde tutamamıştı!

Zaman geçiyor ama Arzu ve Kaan’ın yanına gitmeye kimse cesaret edemiyordu. Dahası Cenk alenen ağlamaya başlamış, Burak da ağladığını belli etmemek için siyah güneş gözlüğünü takmıştı. Saat nerden baksan akşam 9du! Çocuklar Cenk’le “kör adaaam kör adaaam,”diye dalga geçmeye başlamışlardı bile! Recai’nin sinirden elleri titriyor, içkisini üzerine döküyordu, Ahmet ağlamamak için sürekli gökyüzüne bakıyordu. Murat pistte tek başına dans etmeye başlamıştı bile! İşte o an Arzu’nun yanımıza geldiğini fark ettim. Yukarda yazdığım tüm önlemler bir anda uçup gitti. Çenem, çiğnediğim sakızla yapıştı, midem bulandı ve gözlerim yaşarmaya başladı.Hissedebiliyordum, çok fena batırmak üzereydim. Tanrım ne büyülü bi güzellikti. Aklıma 19 yaşındayken Arzu’yla ilk öpüşme anımız geldi. İkimiz de saçlarımızı kazıtıp mohawk yapmıştık. Bir daha asla ayrılmayacağımızı falan gevelemiştik şarapçılar parkında. Ama şimdi karşımda gelinliğiyle duruyor ve ben yaşlandığımı hissediyordum. 80 yaşımı çoktan aşmıştım sanki. Eklemlerim sızlamaya başlamıştı. Kafam kazan gibiydi. Tam o an Recai bayılıverdi. Yere öylece düştü. Arzu ona bakmak için ilerlerken ben elini tuttum ve “Boşver bu senin gecen,” dedim. Ağzımdaki sakız her yanımı sarmıştı sanki. Kelimelerim birbirine dolanmış haldeydi. Artık4 kişiydik. Gözleri kızarmış ben, alenen ağlayan Cenk, güneş gözlüğünün altından gözyaşı sızdıran Burak, Arzu’ya bakmamak için gökyüzünü izleyen Ahmet...

Arzu aptallığımızın farkındaydı. Bize baktı gülümseyerek ve “Evleniyorum,” dedi. Ahmet bakışlarını Arzu’ya çevirdi “seni seviyorum,” dedi birden. Hepimiz şaşıp kalmıştık. bi tek Arzu şaşırmamıştı sanki. Ondan gazı alan Cenk hıçkıra hıçkıra aşkını ilan etti. Sümüğü masaya doğru inişe geçmişti ama kafası o kadar iyiydi ki farkına bile varmadı. Burak, güneş gözlüğünün ardından itirafını gerçekleştirdi. Sanki gözlüğünün altında fıskiyeler vardı gerizekalının. Arzu bana bakıyordu. Sanki diğerlerinin düştüğü durum hoşuna gitmiş gibiydi. O an Arzu’ya olan tüm sevgim uçup gitti. Sessizliğimi görünce “peki ya sen?” dedi bana. İçlerinde en çok beni sevmişti bunu herkes biliyordu. “Hayır,” dedim. “Ben senin düğününü kutlamaya geldim.” Şaşırdı, sanki morali bozuldu. Bir an düşündü. “Seni seviyorum,” dedi. Olduğum yerde kalakaldım. Mermerden bir heykel gibi bakakaldım Arzu’ya. “Seni hep sevdim,” dedim yelkenleri suya indirerek. “Sana ağğğşıığıım Arzuuuuu!” diye inledim. Müziğin ara verme zamanıyla aynı zamanda böğürmem hoş olmadı tabii. Herkes bana nefretle bakıyordu. Yaptığım tüm önlemler boşa çıkmıştı skeyim. Ama olsun Arzu beni seviyordu! Demek ki Kaanla evlenmesi formaliteydi. Arzu gözlerimin içine baktı “Ben evleniyorum.Büyüyün artık!” dedi ve öylece uzaklaştı. Mal gibi kalakaldım. Masadaki tuzluk olmayı diledim tanrıdan. Orada olmamayı diledim. Arzu bana bunları söyletmek için oyuna getirmişti beni. Hepimizin kıçına son birer tekme atmak istemişti ve isteğini çok güzel yerine getirmişti.

Düğünden atılmamız çabuk oldu. 6 İtalyan mafyası kılığındaki idiot ağlak adam artık düğünün dışındaydı. Hiç konuşmadan kaldırımda oturuyor ve dışarıdan gelen düğün müziğini dinliyorduk. Hayatımda dinlediğim en kötü düğün müziğiydi ve kaybeden 6lı hâlâ ağlıyordu. Ağlamak kaybeden 6lıya pek yakışıyordu..

görsel
öperim hepinizi...

5 yorum:

inanirsakolurbence dedi ki...

don corleone'lerin havası çabuk sönmüş:D

mefisto dedi ki...

güzel hikaye. ama.. arzu kim ulleeeyynnn?!

Aydedeye havlayan dedi ki...

@inanırsakolurbence: öyle oldu valla :) başka hikayelerde toparlamayı düşnüyorum bu durumu ama :)

Aydedeye havlayan dedi ki...

@mefisto: hahaha Arzu bi fenomen, Arzu bi yanılsama, Arzu bambaşka bi şey :))

& Kitap Cadısı & dedi ki...

6 ağlak adam :) arzuyu görmek isterdim :D
Harikaydı...

Bunu sevdiyseniz aşağıdakilere bitersiniz!

Related Posts with Thumbnails