8 Eylül 2011 Perşembe

bu ay Level ve Tersninja'dayım kim bilir bi dahaki ay neredeyim belki de sarelleyim

Bu ay Level Dergisi'de Ertuğrul Süngü'ye Tılsım-ı Kudret'i anlattım. Romanın çıkış serüveni, okuyucuyla buluşması ve içeriği hakkında söyleştik :) Level dergisi raflarda gezinmektedir alırsanız okursunuz daha ne söyleyeyim. Gerçi resmi indirirseniz de okuyabilirsiniz sanırım. O parayı biraya veririm, bilgisayardan da okurum derseniz saygı duyarım. Belki yanına bi de saigara yakarsınız, sonra dudaklarınız yardımıyla minik yuvarlaklar çıkarırsınız falan. Eğlenceli olabilir gibime geliyor...



Dün de Alper Kaya ile yaptığım röportaj Tersninja da yaynlandı. Keyifli bi sohbet oldu. Okurken baya eğleneceksiniz, öğreneceksiniz falan filan. Efenim, işte geçmişe geleceğe, romanlara, çizgi romanlara, uzak doğuya, yakın batıya, gizliye saklıya dair şeyler bu röportajda. Ben bi göz atın derim. Zaten Tersninja çok keyifli bi sitedir. Sinemaya dair pek güzide bilgiler, haberler barındırır içinde. Hadi benim röportajı okumadınız bari gidip siteyi dolaşın eşeklik etmeyin. Siteyi dolaşırken yine bir bira açabilir, sigarayla yuvarlaklar çıkarabilirsiniz. Hatta belki sonra viski shotlara döner, açılamadığınız hatunu ya da adamı ararsınız. Melankoli yapmayın ama koca adam oldunuz artık, gidin sevişin koklaşın falan.Sonra belki o adamla buluşur ve güzide bir ilişki yaşarısnız. Belki evlenip boy boy çocuklar verirsiniz dünyaya. eğer bu dediklerim olursa o çocuğun ismi ninja olabilir bak, unutmayın.
Dünya döndükçe siz de onun tersine aynı hızda dönün, böylece ayakta kalabilmek daha kolay olur..

öperim hepinizi... ayakları uyuşmuş bir eylül akşamı 2011

3 Ağustos 2011 Çarşamba

top patladı, sokaklar boşaldı ve uslu çocuklar bayat pide yedi




*Top patlamasına alışamadım henüz. Bence toplar patlamadan daha güzel. Sessiz topları daha çok seviyorum ben. Kendi kendine usul usul oturan toplar en eiyisi hatta. Top patladığında çok sinirleniyorum. Topu patlatan bence arka mahalledeki atletli ve çizgili pijamalı Hilmi amca. Elinde ekmek bıçağı var ve karısıyla iyi sevişemiyorlar. İşte topun patlama sebebi kesinlikle bu. Kötü sevişme yani. Top patlayınca bi anda titriyorum ve anında bi küfür sallıyorum. İstemsizce oluyo tüm bunlar. Bu aylarda küfür kalitem çok yükseliyor. Bu iyi bi şey mi bilemiyorum.

*Reklamlarda dedesi ve ananesiyle kola içen güler yüzlü çocuktan da hiç hoşlanmıyorum. Bana mutlu ramazan ıvırzıvırı resmetme sarı saçlı oğlan çocuğu. Hoşlanmıyorum senden sarı saçlı çocuk beni iyi duy! O reklam filmi çekildikten sonra setteki karıyı kızı düşünüp tuvalete kapandığına da şüphem yok. Sonra diğer reklam filmi çekilirken o ellerle bi de ananeye sıcak pide bölüyosun ya bu kötü oğlum! Bu çok kötü sarı oğlan! cehennem+inanç+cayır cayır+kazan+odun+vs..

*Açlıktan birbirlerini yemek zorunda kalan kutup ayılarını bize mutlu mutlu kola içerken gösteren zibididen de hoşlanmıyorum. Bu zibidi büyük ihtimalle çok ama çok uzak bir galakside falan değil, bildiğin yanıbaşımızda bi mekanda paranın mna koymuş durumda. Sen sen ol zibidi bir daha bize yalan söyleme. Kutup ayıları asla kola içmez, gökyüzü senin resmettiğinden daha mavidir ve can çekişen dünya düzeni içinde yeterince saçma şey var. Bence sen bu dünyaya fazlasın.

*Bu ayların en güzel yanı sıcak pide ve iftar saati boşalan sokaklar sanırım. Sokaklar yeri geldiğinde çok iyi boşalıyor! Eğer siz de uslu bir çocuk olursanız zevkle boşalan sokakların sesini duyabilirsiniz...

öperim hepinizi...

28 Temmuz 2011 Perşembe

Sen hiç Gandi’nin 38 kalibrelik Smith Wesson’uyla vuruldun mu bebeğim?




Sen hiç Gandi’nin 38 kalibrelik Smith Wesson’uyla vuruldun mu bebeğim?
Ben vuruldum.
Mermiler kötü bir şiir gibiydi inan.
Çok acı veren, sarıya çalan dişleri vardı mermiciklerin ve hiç susmayan, çürümüş bilge bir ağzı vardı Gandi’nin.
Belki de onu vuran silahla beni mıhladığı içindi tüm bu karmaşa, kaos ve onca dedikodu.
Ter kokulu bir kalabalık vardı, Gandi beni vurduğunda.
Akşam olmak üzereydi ve hiç çocuk yoktu sokakta.
Hiç düşünmeden, öylece vuruvermişti beni piç kurusu.
Ölüydüm uzun zamandan sonra.
Yaşasaydım şair olmak isterdim oysaki.
Çok içki içer ve hep kelimelerle sevişirdim.
Belki de Gandi ondan daha iyi bir şair olacağımı sezdiği için vurmuştu beni.
Bilirsiniz şairler sevmezler iyi şiir yazanları ve hep öldürmek isterler birbirlerini.
Belki de 38 kalibrelik gümüş rengi Smith Wesson’uyla beni vurmasının tek sebebi kötü bir şiir yazmak istemesiydi Gandi’nin.
Kötü bir şiir yazacak ve bir daha asla ölmeyecekti.
Kötü bir şiir ancak ölülerle yazılabiliyordu demek ki.

öperim hepinizi...

temmuzun son günlerinin garip perşembesi 2011 göktuğ canbaba

Bunu sevdiyseniz aşağıdakilere bitersiniz!

Related Posts with Thumbnails